Ödül Törenlerinden

2011

 

Ferruh Tunç: "Melez Zamanlar"

(Sözcükler Yayınları)

 

2011 NECATİGİL ŞİİR ÖDÜLÜ FERRUH TUNÇ’A VERİLDİ

‘Şiirin sözlüğünü genişletti’

Kültür Servisi - Şair Behçet Necatigil’in (1916-1979) anısına ailesi tarafından düzenlenenNecatigil Şiir Ödülü,Melez Zamanlar adlı kitabı için Ferruh Tunç’a önceki gün düzenlenen törenle verildi. Doğan Hızlan başkanlığındaki Seçiciler Kurulu’nda Cevat Çapan, Haydar Ergülen, Turgay Fişekçi, Mehmet Taner, Tahsin Yücel ve şairin ailesi adına kızı Ayşe Sarısayın yer alıyordu.

Seçiciler Kurulu’nda yer alan Cevat Çapan, ödül töreninde yaptığı konuşmada, “Melez Zamanlar”ın şiirsel sözlüğümüzü genişlettiğinden söz etti:Bu konu hakkında konuşanlar şiirsel sözlüğün biraz dar olduğunu düşünürler. Her sözcüğün o sözlüğe giremeyeceği korkusu içindedirler. Ama hızla değişen zaman her şeyi o kadar korkunç bir biçimde değiştirmektedir ki bu karmaşık yaşantıyı ancak genişleyen bir şiir sözlüğüyle dile getirebilirsiniz. Tunç bu başarılması güç işi ustalıkla başardığı için bu ödüle değer görüldü.

Şiirin dünyada ve ülkemizde eskiye oranla daha az tehlikeli göründüğünü söyleyen Ferruh Tunç ise şöyle konuştu:

Şairlik halinin bu kadar kitleselleştiği bir dönem bundan önce yoktu. Şiirin çok benzeştiğini, farklılaşan özgün şair sayısının sınırlı olduğu gerçeğini de ekleyebiliriz. Necatigillerden hâlâ öğreneceklerimiz var. Bu yazdığım şiir yanlış okuduklarım kadar yanlış yaşadıklarımın da ürünüdür. Ama bildiğim bir şey var şiir, doğrudur.

(Soldan sağa) Ferruh Tunç, Cevat Çapan, Selma Necatigil, Kabataş Lisesi Eğitim Vakfı Başkanı Nusret Selen.
Cumhuriyet 13.04.2011

Ferruh Tunç'un törende yaptığı konuşma: “ Necatigil’lerden hala öğreneceklerimiz var.” Behçet Necatigil’in değerbilir ailesi, Necatigil Şiir Ödülü’nün değerli seçici kurul üyeleri, Necatigil’in sevgili okurları, Sevgili konuklar, dostlar…

Sanırım, Cevat Çapan 25 yıl önce ödülü ilk aldığı zaman içinde bulunduğu ruh haline değinerek bana büyük bir yardımda bulundu. Durumum ondan daha kötü değilse, daha iyi olmadığı kesindir. Bu nedenle, buraya gelmeden önce bu riski göze alarak karaladığım cümleleri size okumakla yetineceğim. Benden, yapacağı konuşmayı günlerce önceden hazırlamış bir şair titizliği bekleyenleri düş kırıklığına uğratacağımı şimdiden belirtmeliyim. Değerli dostlar, Bugün burada, Necatigil ustanın anısını tazelerken, şiirin hayatlarımızdan her gün biraz daha çekip çıkarılması gayretlerine anlamlı bir yanıt verdiğimizi sanıyorum. Seçici kurul üyelerine huzurunuzda bir daha teşekkür ederim. Beni, şiirimi onurlandırdılar; edebiyat dünyamıza karşı sorumluluk duygumu bilediler, yüreklendirdiler; eşimle, oğlumla, dostlarımla önemli bir sevinci paylaşma olanağı sundular. Onlara verebilecekleri bakımından zengin ya da cömert olmayan benimle, böylece biraz daha yetinebilirler umarım! Değerli konuklar, Bugünle karşılaştırdığımızda, Behçet Necatigil’in, şiirin tehlikeli de olsa saygın olduğu bir dönemde şiir yazdığını söyleyebiliriz. Yetkin olmayan bir şairin, edebiyat kamuoyundan kabul görme şansının neredeyse hiç olmadığı bir dönemdi sanki. Şiirimizin hem genişlediği, hem derinleştiği bu dönemde, Behçet Necatigil adının, yalnız şiirleriyle değil, bütün yönleriyle (eleştirmen, çevirmen, öğretmen…) çok önemli bir payı vardı. Bugün şiirin dünyada ve ülkemizde eskiye oranla, daha az saygın değilse bile daha az ilgi çektiğini görüyoruz. Bir de,  - buna “ne iyi” mi, “ ne yazık” mı demeliyim bilemem!- eskiye oranla daha az tehlikeli görünüyor şiir yazmak. Şiirinin, bir ülkenin vicdanı olduğu arkaik bir cümle gibi algılanabiliyor. Diğer yandan, şiir yazmanın bu kadar kitleselleştiği bir dönem sanki bundan önce yoktu. Siber dünya, her biri eskinin ülke çapındaki şiir kovanı kalabalığını aşan şiir kovanları ile dolu. Buna karşın; şiirin benzeşmekten kurtulamadığını, özgün şair sayısının oldukça sınırlı olduğunu gözlemliyoruz. Diyeceğim Necatigil’lerden hala öğreneceklerimiz var. Çünkü her gerçek şair gibi o da benzerlerinden farklı olabilen biriydi. Ben onda, akımlar dışı ya da akımlar üstü diyebileceğim bit tutum görür ve bunu özellikle önemserim. Abartılı bir şair imgesi kurarak kendini gereğimden çok önemsemek, ahlakçılığı ahlaklılık sanarak vaazlar vermek ya da siyasi mücadeleden rol kaparak, şiirini şairliğini bu yolla önemsetmek gibi yabancısı plmadığımız şair eksikliklerine onda hiç rastlamadım. Okumalarım üstünden; sorumlu bir hayat yaşadığını, yenildiği zaman bile özgür ruhlu olduğunu gördüm; seçtiği hayatı ya da yazgısını şairane bir dirençle sürdürdüğüne şahitlik ettim; herhangi bir zamandaki, herhangi bir yerdeki herhangi bir şeyi yazarak biricik hale getirişine hayranlık duydum. Anlattığı her önemsiz şey vazgeçilmez bir önemlilik, derinlik kazandı bizde onun. Onun bu herkese indirgenebilen bireyselliğinin, bilgelik de diyebiliriz buna,  kuşkusuz mirasını iyi özümsemiş olmasıyla çok ilgisi vardı; ama daha çok modern şiirimizin yapıcıları arasında yer alışıyla daha çok bir ilgisi vardı kanısındayım. Yine de söylemeliyim; ben çoğunu olduğu gibi, ihtimal onu da kendi şiirime yol açacak şekilde yanlış okudum. Yazdıklarım bu yüzden, yanlış okuduklardan olduğu kadar yanlış yaşadıklarımdan da süzülmüştür. Doğru olan şiir, burada olmamız ve dostluğumuzdur. Sözlerime son verirken, Necatigil ile ödül seçici kurulunda yer alan fakat artık aramızda olmayan değerli edebiyat insanlarının anısı önünde saygıyla eğilirim.  11 Nisan 2011, Kabataş-İstanbul